Türkiye Çöl Olmasın 


T ü r k i y e Ç ö l O l m a s ı n
"Çölleşme yoksulluğun hem nedeni, hem sonucudur. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göçtür. Bunun sonucunda işsizlik, gelir dağılımdaki adaletsizlik artacak, çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynakların aşırı kullanımı ve tahribi gündeme gelecektir.
Bu nedenle hep birlikte geleceğimize şimdiden sahip çıkmamız,
toprağımıza El Koymamız gerekiyor."

TEMA Vakfı Kurucu Onur Başkanı Hayrettin Karaca
Mütevelliler Heyeti Başkanı A. Nihat Gökyiğit


Çölleşme yoksulluğun hem nedeni, hem sonucudur.
Çölleşme, insan ve iklim değişikliği faktörlerini içinde barındıran bir toprak bozulmasıdır. Aşırı tarım uygulamaları, aşırı otlama, ormansızlaşma, yanlış sulama uygulamaları vb. faaliyetler verimli toprakları kurak topraklara çevirmektedir. Verimli topraklarımız yok oldukça da kırsal alanda yaşam zorlaşmakta, köyden kente göç kaçınılmaz olmakta ve ülkemizdeki genel yaşam kalitesi sorunu bu noktadan başlamaktadır.

Karşı karşıya kaldığımız en büyük tehlike; Erozyon

Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgârın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.

TEMA'nın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 63'ü çok şiddetli ve siddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgâr ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m³ yağış depolanamamaktadır.

Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.

Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır. Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü yakın bir gelecekte çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.

Erozyonun Zararları:
Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelip, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.
Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu doğurur. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik ömürlerini kısaltır.
Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik denge sonucunda, vahim boyutlarda doğal varlık kaybedilerek ekonomik zarara uğratır.
Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını emmemediğinden, doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.
Kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce yıl gerekir.



Erozyon, bir ölçüde doğanın gereğidir. Ancak, yoğun nüfus baskısı, hatalı tarım teknikleri, arazinin yeteneği dışında kullanılması, erken - aşırı - düzensiz otlatmalar, yasal boşluklar ve sosyo-ekonomik sorunlar, bitki örtüsünün süratle tahribine neden olmakta, erozyonu şiddetlendirmekte, verimli üst toprağın hızla kaybına neden olmaktadır. Toprak, yaşamın anasıdır. İhtiyacımız olan her şey ondan var olur. Onun yok olması, yaşamın bozulması demektir.

Ülkemizde, Avrupa'ya göre 17, Kuzey Amerika'ya göre ise 6 kat fazla olan "Toprak Erozyonu" sosyo-ekonomik bir sorundur. Çünkü tarım politikalarının yetersizliği, kırsal alanda yaşayan insanın yoksulluğu ve açlığı demektir. Kırsal fakirlik sonucunda; kentlere doğru kontrol edilemeyen bir göç hareketi başlar. Bitkisel ve hayvansal üretim düşer, oluşması için binlerce yıl gereken verimli toprak örtüsü kaybedilir. Tarımla uğraşanlar işsiz kalır. Bu sonuçlar, kişisel ve toplumsal boyutta; önce ekonomik ve sosyal sonra da siyasal bir çöküntüye ve toplumsal kaosa yol açar.

Kaynak: www.tema.org.tr

Son güncelleme: 1.11.2013 | Sayfa Gösterimi: 1989

Netmon
Ekotaş Emlak
Metro Turizm
Güler İnşaat İletişim
Tanrıverdi Alüminyum
 
 
Ziyaretçi Defteri Sivas Fotoğrafları Sivas Haber Arama    
 
 
 

Ara{ZZ}arA